Evet arkadaşlar android telefonlarda olması gereken uygulamaları sizlerle paylaşmak istedim. bu uygulamalar sizlerinde hoşunuza gidicek uygulamalar olduğundan eminim. Bundan sonraki yazılarımda android oyunlarından da paylaşım yapmayı düşünüyorum.
Samsung, geçtiğimiz hafta AndroidPIT dahil birçok basın organında konuyla alakali çıkan haberlere işte bu sözlerle yabide verdi. Haberlerde şirketin Android 4.4 KitKat güncellemesiyle birlikte telefonlarında Samsung'a ait olmataraf ek aksesuarların kullanımını engelleyeceği iddia edilmişti. Samsung'un açıklamasının devamında şu sözlere yer verildi:
"Galaxy Note'un Android 4.4 (KitKat) güncellemesinde bir ovalım ahenkluluk soruni olduğu ve bazı üçüncü parti aksesuarlarıyla sorunlar ıslakandığı doğrudur. Yakında bununla alakali bir ovalım güncellemesi gelecek."
Sonuç saygınlıkıyla burada iki ihtimal söz konusu. Eğer iyimser bakarsanız, Samsung gerçekten de böyle bir niyeti olmaksızın güncellemeyi yayınladı ve üçüncü parti aksesuarlarını bloke eden hatayı ayrım etti, şimdi düzeltmeyi çalışıyor. İkinci ihtimale göre ise, şirket tüketicilerin tepkisini ölçmek dahilin bunu planlayarak yaptı ve şimdi hasar tespit çalışması yapıyor.
Sonuç olarak ekstra aksesuar kullanan Note 3 sahiplerinin şimdi tek yapması gereken Samsung'un söz verdiği ovalım güncellemesini beklemek.
Telefonunuzun şarjı çabuk mu bitiyor? Peki hangi uygulamalar telefonunuzun şarjını su gibi içip bitiriyor? İşte telefonun şarjını en çok harcayan uygulamalar...
Facebook
Akıllı telefonların popüler uygulaması Facebook hemen her akıllı telefonda boy gösteriyor. Özellikle yaz aylarında gelen güncellemeden sonra iPhone'lar başta olmak üzere birçok telefonun bataryasını hızla tüketenFacebook'ta fotoğraf görüntüledikçe ve video izledikçe hem kotanızı hızla tüketiyor hem de şarjınızı hızla düşürüyorsunuz.
Harita
Bir yeri bulmak istediğimizde başucu rehberimiz olan harita uygulamaları tam bir şarj canavarı... Google Maps veya Apple'ın harita uygulamasında fazlaca kalmanız durumunda şarjınızın gözle görülür bir şekilde azaldığını fark edeceksiniz.
Kamera
Her fotoğraf çektiğinizde veya video çekimi yaptığınızda şarj ömrü bundan fazlasıyla etkileniyor. Kamerakullanımının yoğunlaştığı anlar şarj ömründe kayda değer bir düşüş gözlemlenebilir.
Hava Durumu
Arka planda çalışan ve sürekli hava durumunun en güncel halini sunan bu uygulamalar ise sürekli güncellendiğinden ve internetten veri transferinde bulunduğundan çok şarj harcıyor.
Skype
Skype'ın yoğun kullanımı şarj ömrünü hızla düşüren etkenlerin arasında yer alıyor. Bu durumdan kurtulmak için Skype'tan çıkış yaptığınızda bundan kesinlikle emin olun; arka planda çalışmaya devam ettiğinde bataryanızı kullanıyor olacağını aklınızdan çıkarmayın.
Twitter
Twitter'da sürekli kullanıcılar twit attığından uygulama sıkça kendini güncelleme ihtiyacı hisseder. Bu da şarj ömrüne yansır.
Instagram
Instagram tamamen fotoğraflardan oluşan bir uygulama. Bu yüzden Instagram'ı açtıktan sonra yüklenen her fotoğraf şarj ömründen hızla götürecek demektir.
WhatsApp
İnternet kotasını hiçbir şekilde etkilemeyen WhatsApp iş batarya ömrüne geldiğinde pek masum sayılmaz. Saatlerce devam eden WhatsApp konuşmaları elbette şarjı da dibe çekecektir.
Mobil Oyunlar
Akıllı telefonların olmazsa olmazı mobil oyunlar diğer uygulamalara kıyasla çok daha hızlı şarj tüketir. Özellikle şarj seviyeniz düşükse oyunlardan uzak durmanızda fayda var.
Bir telefon alırken fikrimizi etkileyen önemli faktörlerin başında cihazlarda bulunan ekran geliyor. Akıllı telefonların ekranı farklı çözünürlükte olabildiği gibi farklı teknolojileri de bünyesinde barındırıyor. Samsung'un kullandığı AMOLED'i ve HTC, Sony, LG gibi markaların genellikle tercih ettiği LCD'yi sürekli duyuyoruz ama farklarını biliyor muyuz? Hangi noktada ayrıştıklarını bilmek, hangi teknolojiyi seçeceğimizi belirlememizde bizlere yardımcı olabilir. Gelin hep beraber inceleyelim!
İnternette dolaşan en popüler konulardan birisidir aslında AMOLED ve LCD karşılaştırmaları. Karşılaştırmaların kimi kişisel deneyimlere dayanırken -ki adı üzerinde “kişisel”, birisinin beğendiğini başkası beğenmeyebilir- biz biraz daha teknik kısmına ineceğiz. Yani teknik dediysek devreleri tek tek inceleyecek de değiliz!
Teknolojik farklılıklar
Birbirlerine karşı avantaj ve dezavantajlarını daha rahat görebilmemiz için gelin önce AMOLED ve LCD ekranların nasıl teknolojilere mensup olduklarını inceleyelim. Zira bu iki teknoloji arasındaki farklılıklar oluşturulan renklerin niteliğini değiştirirken, iki farklı ekranda aynı resimlerin farklı gözükmesine sebep olabiliyor.
İşe LCD ile başlayalım. LCD nin açılımı Liquid Crystal Display yani sıvı kristal ekran. “Sıvı kristal”lerin tanımı aslında epey geniş. Molekül yapısı kristallere benzeyen, ve kimi durumlarda tıpkı su gibi akabilen malzemelere verilen isim. Sıvı dediysek bizim ekranımızda öyle akan bir bileşen yok! Ekranımızda kullanılan sıvı kristaller katı halde bulunuyor fakat bükülebiliyorlar. Pasif haldeyken bükük olarak duran kristaller içlerinden elektrik akımı geçtiğinde tekrar düz konuma geliyorlar ki bu işlem de içlerinden geçen ışığın kırılmasını değiştirerek farklı frekanslarda ışıkların yayılmasına olanak veriyorlar.
Fakat bu küçük sıvı kristaller yalnızca içlerinden geçen ışığa etki edebiliyorlar, kendileri ışık yaymıyorlar. Dolayısıyla sıvı kristallerin arkasında bir ışık kaynağı bulunuyor. (Örneğin genelde yeni televizyonlarda bu ışık kaynağı LED teknolojili oluyor. Bu nedenle LCD LED TV olarak anılıyorlar). Cihaz içerisinde bulunan gömülü devre ağı bütün sütun veya satıra elektrik gönderimini ayarlayarak her bir pikselin kontrol edilmesini sağlıyor. Tamam ışıklar kristaller çok ama renkler? Renkler “alt piksel” olarak da bilinen küçük ve mavi, yeşil ve kırmızı renkli filtreler sayesinde hayat buluyor. Bu 3 renkli filtreler, farklı açılarla kesiştirilerek farklı renk kombinasyonlarının oluşması sağlanıyor.
AMOLED'de ise korkulacak birşey yok! Teknoloji gayet basit; AMOLED kısaltmasının sonundaki LED -aynı zamanda televizyonlardaki LED kısaltması- Light Emitting Diode- ışık yayan diyot kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Mavi, yeşil ve kırmızı renkteki bu diyotlara verilen voltaj değiştikçe her bir diyorun parlaklığı da değişiyor dolayısıyla açığa çıkan renklerde. Örneğin kırmızı ile mavi aynı parlaklıkta olduğunda ortaya tam bir mor çıkarken, kırmızının parlaklığını artırıp mavininkini kıstığınızda, daha pembeye yakın bir mor (renklere pek takılmayın!) elde etmiş oluyorsunuz. Sİstemin bu denli basit ve ince ayarlanabilir olması -siyah da dahil- elde edilen renk çeşitliliğinin de daha fazla olmasına sebep oluyor.
Görünüm
Bu kadar teknoloji yeter değil mi? Şimdi de üstteki başlıkta verdiğimiz bilgilerin görüntüyü nasıl etkilediğine göz atalım. İki ekran arasındaki gözle görülür farkların en büyüğü, görüntülenebilen renklerin çeşitliliği. Bu renk çeşitliliği “renk gamı” olarak adlandırılıyor. Ya da biraz da kolaylaştırırsak renk yelpazesi. Renk gamı insan gözlerinin algılayabildiği renkleri kapsıyor.
Mevcut medyaların hepsi (resim, video vs.) her birisi LCD ekranların gamıyla örtüşen, standart KMY (kırmızı-mavi-yeşil) renk gamına uyacak şekilde yaratılıyor. Bu nedenle LCD'deki görüntüler daha “doğal” gözükebiliyor. Ancak dediğimiz gibi bunun tek sebebi üretilen medyanın LCD ekranlarla birebir örtüşecek şekilde yaratılmasından kaynaklanıyor. Bunun yanında AMOLED ekranların renk gamı LCD ekranlarınkinden daha büyük olduğundan gösterilen resimlerin daha canlı gözükmesine sebep oluyor.
Oluşan bu büyük farklılığın sebebi ekranların kullandığı teknolojide yatıyor. AMOLED ekranlardaki diyotlar tek tek bağımsız olarak kontrol edilebildiğinden, ve LCD'deki gibi karmaşık filtre sistemleri bulunmadığından, daha üstün renk karışımlarının oluşmasına, dolayısıyla renk gamının (yelpazesinin) daha büyük olmasına imkan tanıyor. AMOLED'in bir diğer avantajı ise daha karanlık siyahlar. Çünkü diyotlarla siyah üretmek oldukça kolay, ya ışığın seviyesi çok kısılıyor ya da diyotlar kapatılıyor.
Fakat atlanmaması gereken en önemli noktalardan birisi, daha geniş renk seçeneği her zaman daha iyi görüntü anlamına gelmiyor! Bu fazla çeşitlilik, uç örneklerde görüntünün “aşırı doygun” görünmesine sebep olabiliyor.
İşin ilginç tarafı ise genellikle LCD üreticileri kendi ekranlarının görüntüsünden kendileri bile tatmin olmuyorlar. Bu nedenle görüntüyü daha canlı yapmak ve AMOLED ekranlarıyla arasındaki “pazarlama” açığını kapatmak için kimi ekran üreticileri ekranlarının doygunluk oranlarıyla oynuyorlar ki bazlıları elde edilen renk dengesini berbat edebiliyor. Dolayısıyla eğer daha canlı renkleri seviyorsanız, doygunluk dengesi bozulmuş bir LCD'dense AMOLED ekrana yönelmenizi tavsiye ederim.
AMOLED ekranaların LCD'lere göre daha farklı avantajları da bulunuyor. Örneğin AMOLED ekranlarda izleme açıları daha geniş olabiliyor. LCD ekranlarındaki görüntü zaten filtrelerden kırılarak geldiği için farklı açılardan izlemek de zorlaşabiliyor. Fakat bu özellik firmadan firmaya farklılık gösteriyor. Ayrıca LED ekranlar voltaj değişimlerine LCD'deki kristal moleküllerine nazaran daha hızlı tepki verebiliyor. Bu da AMOLED ekranlardaki tepki süresinin daha hızlı olmasını sağlıyor.
Güç tüketimleri
Son karşılaştırmamız güç tüketimleri. LCD ekranlar sürekli hiç durmadan arkadan aydınlatıldığı için OLED (organik LED) ekranlara nazaran daha fazla güç emiyor. LED teknolojili ekranlar, koyu renkler gösterileceği zaman biresysel olarak pikselleri “kapatabildiğinden” genele bakıldığında daha az güç tüketiyorlar. Fakat şunu da unutmamak gerekiyor; farklı renge saahip LED'ler farklı farklı güç tüketiyor. Dolayısıyla LCD ekranları cihazların enerji tüketimleri daha stabil ve dengede olduğundan enerji tüketimleri daha tahmin edilebilir oluyor.
Ayrıca yukarıdaki tablodan da anlayabileceğiniz üzere farklı enerji seviyeleri (yani farklı renkler) LED ekranların ömürlerini de etkiliyor. LED ekranlarda gösterilen mavi renk en fazla enerjiyi tüketiyor ve bu aynı zamanda daha çabuk “eskimelerine” sebep oluyor. Bu aynı zamanda belli bir süre geçtiğinde, AMOLED ekranların bir kısmının ya da tamamının solması anlamına geliyor.
Peki kazanan hangisi?
Yukarıda anlattığımız bütün bu detaylar bir yana bu sorunun cevabı sizde, tüketicide gizli. Kişisel tercihler hangi konunun sizler için önemli olacağını değiştirdiğinden kazanan AMOLED veya LCD demek yersiz ve saçma olur. Ayrıca aynı teknolojiye sahip ekranlarda dahi üreticilerden kaynaklanan doygunluk, renk çeşitliliği ve kalibrasyon gibi farklılıklar olduğundan seçim tamamen sizin kişisel deneyiminize kalıyor. Yani bu seçimi yapmanın kesin bir bilimi yok.
Avantaj ve dezavantajlardan çok kısa bir özet geçecek olursak, AMOLED ekranlar daha canlı (kimisine göre abartı olarak tanımlanacak) renkler sunarken, iyi kalibre edilmiş bir LCD ekran, AMOLED'e nazaran gerçeğe daha yakın bir görüntü sunacaktır. Öte yandan ekranınızı uzun vadeli kullanmak istiyorsanız LCD ekranlarda zamanla solma gibi bir olayın meydana gelmediği aklınızın bir kenarında bulunsun. Güç tüketimi sizin için daha önemli bir parametreyse AMOLED ekranlar bu konuda daha başarılı olabiliyor.
Samsung, ABD'nin Las Vegas kentinde devam etmekte olan CES teknoloji fuarında Pro serisinden dört yeni tabletini daha resmen duyurdu: Galaxy Note Pro 12.2, Tab Pro 12.2, Tab Pro 10.1 ve Tab Pro 8.4. Etkinliği AndroidPIT adına takip eden, acar muhabirimiz Loie Favre cihazları sizin için bizzat inceleyecek ama şimdilik merak edenler için teknik bilgileri verelim.
Galaxy Note Pro 12.2
Galaxy Note Pro serisinin yeni cihazlarından biri stylus (kalem) destekli 12.2 inçlik bir cihaz. Yeni Note Pro devasa büyüklüğüyle tam olarak tablet sınıfına da girmiyor aslında. Laptop-tablet karışımı bu enteresan cihazın ardından Samsung'un bir adım daha ileriye giderek 13.3 inçlik bir başka tabletin hazırlıklarını yaptığını da iletelim. Ancak bu yeni ürünün stylus kalem desteğine sahip olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şey, Samsung'un bu cihazla belki de ileride "laplet" adını alacak yeni bir hibrid cihaz kategorisinin önünü açmış olduğu. İşte bu cihazın özellikleri:
Ekran
12.2 inç, 2560 x 1600 piksel
İşlemci (LTE)
Dört çekirdekli Snapdragon 800 (2.3 GHz)
İşlemci (Wi-Fi/3G)
Sekiz çeirdekli Exynos 5 (1.9 GHz dört çekirdek + 1.3 GHz dört çekirdek)
RAM
3 GB
Dahili bellek
32/64 GB + microSD
Arka kamera
8 MP
Ön kamera
2 MP
Pil
9500 mAh
İşletim sistemi
Android 4.4 KitKat
Galaxy Tab Pro 12.2
Özellikle bakınca göreceğiniz gibi, Galaxy Tab Pro 12.2 aslında, yukarıda tanıttığımız Galaxy Note Pro'nun S Pen desteği olmayan bir versiyonu:
Ekran
12.2 inç, 2560 x 1600 piksel
İşlemci (LTE)
Dört çekirdekli Snapdragon 800 (2.3 GHz)
İşlemci (Wi-Fi/3G)
Sekiz çekirdekli Exynos 5 (1.9 GHz dört çekirdek + 1.3 GHz dört çekirdek)
Bu cihaz ise yukarıda tanıttığımız Tab Pro'nun 10.1 inçlik bir versiyonu. Ekranın küçülmesiyle birlikte cihazın pil kapasitesi ve boyutları da küçülüyor. Ayrıca daha büyük olan versiyondan farklı olarak 1 GB daha düşük RAM ve daha düşük bir dahili bellekle yetinmek zorundasınız.
Ekran
10.1 inç, 2560 x 1600 piksel
İşlemci (LTE)
Dört çekirdekli Snapdragon 800 (2.3 GHz)
İşlemci (Wi-Fi/3G)
Sekiz çekirdekli Exynos 5 (1.9 GHz dört çekirdek + 1.3 GHz dört çekirdek)
Samsung'un yeni tanıttığı dört tabletin en küçüğü olan 8.4 inçlik Tab Pro, küçüklüğüne rağmen 12.2 inçlik Note Pro ve Tab Pro ile aynı ekran çözünürlüğüne sahip. Dolayısıyla piksel yoğunluğu bakımından hayli etkileyici bir cihazlar karşı karşıya olduğumuz kesin.
Gelişen teknolojilerle birlikte artık cihazlar arasında senkronizasyon ve bilgi paylaşımı sorun olmaktan çıktı. Ortak platformlar sayesinde telefonumuzda, tabletimizde ya da masaüstü bilgisayarlarımızdaki deneyimlerimizi diğer cihazlara kolayca aktarabiliyoruz. Fakat henüz bu cihazlara tam anlamıyla bağlı olmayan bir başka araç mevcut: Arabamız…
şte bu açığı gidermek için dünyanın en büyük açık platformu yollara çıkıyor. Google, otomotiv ve teknoloji sektörünün liderlerinden Audi, GM, Honda, Hyundai ve Nvidia ile bir araya gelerek Open Automotive Alliance (OAA) isimli bir işbirliği meydana getirdi. Bu küresel ittifak yenilikçi oto teknolojilerini kişiselleştirme konusunda beraber çalışacaklar.
Düşünüldüğünde bugün milyonlarca insan telefon ve tabletlerini arabalarında yanlarında taşıyorlar. Bu gerçekten yola çıkıldığında favori uygulamalarınızı sürüş sırasında aracın ekranından kontrol edebilseydiniz bu muhteşem olmaz mıydı? İşte bunun için OAA işbirliği Android cihazları araca entegre ederken aynı zaman da daha güvenli ve keyifli bir sürüş deneyimi için de çalışmalar yapacaklar. Aynı zaman da Android’i araçlara getirmek uygulamaların ve platformun daha da tanınmasına ve keşfedilmesine yardımcı olacak. Böylece Android uygulamaları ekosistemi daha da derinleşecek gelişecek ve heyecanlı verici şekilde ilerleyecek.
Bakalım bu heyecan verici gelişme 2014 yılında ne şekilde ilerleyecek. Peki size aracınızla daha
2013 yılı Android uygulamaları açısından oldukça zengin bir yıldı. Birçok yeni uygulamanın yanında var olanlar da geliştirildi. İşte şimdi sizin için dünyaca ünlü teknoloji sitesi Mashable’ın “2013 yılının en iyi uygulamaları” listesini inceliyoruz
Duolingo
Duolingo interaktif bir şekilde çalışan ve kişiye özel ders programları yaratarak size yardımcı olan bir dil öğrenme uygulaması. Uygulama, hedeflere ulaşıldıkça sizi ödüllendiriyor ve ilerledikçe dersler daha verimli bir hale geliyor. İngilizce, İspanyolca, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Portekizce seçenekleri mevcut. Eğer boş vakitlerinizde yabancı dilinizi geliştirmek isterseniz Duolingo bunun için iyi bir uygulama.
Müzik arşivinizi baştan sona yenileyip organize edebilmeniz için yeterli tek bir uygulama. Pocket Casts size müzik dinleme, indirme ve cihazınızdaki müzik arşivi ile senkronize etme imkanı tanıyor. Şarkıların çalma hızlarını da kendi zevkinize göre ayarlayabilme imkanı sunan uygulama aynı zamanda yeni müzikler keşfetmenize de yardımcı oluyor. Uygulama Google Play Store’da 3.56 dolara satılmakta.
Evernote zaman geçtikçe verimlilik konusunda türünün en gözle görünen örneği oldu. Üretkenlik konusunda büyük fayda sağlayan uygulama 2013 yılında aldığı güncellemelerle daha da çok gelişti. Evernote sayesinde notlar kaydedip, fotoğraflarınızı etiketleyebilir, ses kayıtları yapıp, hatırlatmalar kurabilirsiniz. Uygulamanın size sunduğu birçok hizmet olduğu için bir an önce başlamanızda yarar var.
Bilgisayarınız ile telefonunuzdaki müziği senkronize etmek için mükemmel bir uygulama olmasının ötesinde doubleTwist çok iyi bir medya oynatıcı. Radyo dinleyip, video izleyebileceğiniz uygulamanın ara yüzü de bir ayrı başarılı.
Fotoğraf filtreleme ve efektlendirme uygulamaları arasında belki de en iyisi. Pixlr Express renk düzeltme özelliğinden fotoğrafın farklı bölümlerini renklendirmeye kadar sunduğu özelliklerle basit bir filtreleme uygulamasının çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Hafızanızda sadece 7.2MB yer tutan uygulama aynı zamanda ücretsiz olmasıyla da dikkat çekiyor.
Bu haber uygulamasını diğerlerinden ayıran Evernote, Instapaper ve Pocket gibi uygulamalarla kolay paylaşım sağlaması ve çok akıcı bir şekilde çalışması. Genelde görsel odaklı olan ara yüzü sayesinde Feedly okuyucuları boğmadan haberler arasında rahatça gezinebilme imkanı sağlıyor.
Eğer uyuma alışkanlıklarınızı takip etmek istiyorsanız Sleepbot kesinlikle size göre. Bu uygulama sayesinde uyuma alışkanlıklarınıza göre uyku deneyiminizi geliştirebilir ya da uygulamayı sadece basit bir zaman kayıt uygulaması olarak kullanabilirsiniz. Sleepbot sizin hareketlerinizi ve çıkardığınız sesleri takip eder ve bunların sonucunda sizi sabah uykunuzun en hafif olduğu aralıkta uyandırır. Kulağa iyi geliyor değil mi?
HTC One'ın varisi olarak Tayvanlı teknolojinin devinin yeni amiral gemisi olması beklenen HTC M8'e dair yepyeni ayrıntılar medyaya sızdı. Ancak şu ana kadar cihazla ilgili bildiğimiz her şey sadece söylenti düzeyinde.
Teknoloji dünyasında bu tarz sızıntı haberlerle ün yapan @evleaks Twitter hesabından paylaşılan bilgilere göre HTC'nin yeni telefonu Snapdragon-800 işlemci (MSM8974) ve 2 GB sistem RAM'ine sahip olacak. Cihazın artık bu seviye telefonlar için bir minimum standart haline gelen 5 inçlik Full HD ekranla piyasaya çıkacağı iddia edilirken; arka yüz kamerasında bizzat HTC tarafından geliştirilen UltraPiksel teknolojisine yer verilmesi kimseyi şaşırtmayacak. Sızan bilgilerde arka kameranın kaç megapiksel çözünürlükte olacağına dair bir bilgi bulunmasa da HTC M8'in ön yüz kamerasının 2.1 megapiksel çözünürlüğünde olabileceği söyleniyor. Yine aynı kaynağın haberine göre cihazınAndroid KitKat işletim sistemi ve HTC'nin kendi kullanıcı arayüzünün yeni versiyonu olan Sense 6.0'la piyasaya çıkması bekleniyor.
Görüldüğü gibi aslında teknik özelliklere bakınca, eğer bu verilerin doğru olduğunu varsayarsak, ortada öyle büyük bir sürpriz görünmüyor. HTC'nin yeni altın çocuğu da genel olarak piyasadaki üst düzey telefonların zaten sahip olduğu standart özelliklerle piyasaya çıkacakmış gibi duruyor. Daha önce de HTC M8'le ilgili benzer haberler çıkmış, ancak buradakilerdne farklı olarak cihazın sistem RAM'inin 3 GB olacağı iddia edilmişti.
Güney Koreli teknoloji devi Samsung, 2014 yılında en çok eleştirildiği konulardan biri olan plastik kasa meselesine el atacak ve HTC One'ın aluminyum kasasına özenen müşterilerine hitap eden bir telefon çıkaracak. Kore'de yayın yapan ETNews'in haberine göre, şirket 2014 yılında çıkaracağı yeni amiral gemisi modeli Galaxy S5'in yanısıra Galaxy F adında metal kasaya sahip bir cihaz da çıkaracak.
Kore medyasından yayılan bu haber daha önce medyada çıkan ve Samsung'un Vietnam'da metal kasa üretmek için yeni bir fabrika kurduğuna dair haberlerle de örtüşüyor. Ayrıca şirketin SM-G900F model numarasıyla, metal kasalı yeni bir üst düzey serinin üretimine başlayacağına dair haberler de medyada çıkmıştı.
Sonuç itibarıyla Galaxy F'in söz konusu serinin ilk telefonu olma ihtimali yüksek. Ancak Samsung'un kaliteli dış görünüm ve metal kasa gibi üst düzey özellikleri cihazın teknik özelliklerine de yansıtıp yansıtmayacağı henüz bilinmiyor. Galaxy F'in metal kasanın yanısıra QHD 2K ekran ve 2,560 x 1,600 piksel gibi baş döndürücü ekran özellikleriyle geleceğine dair söylentiler bulunsa da, tüm bunların gerçek olup olmayacağını zaman gösterecek.
ABD'nin patent ve marka ofisine yeni bir mobil cihaz tasarımı patentlemek için başvuran Samsung'un ilgi çekici telefon dizaynı 2013'ün son gününde resmen yayımlandı. Aynı çizgilere sahip iki farklı cihaz tipini kapsayan patent, firmanın bu sene piyasaya sürmesi muhtemel esnek ekranlı ikinci çözümü ve sonraki Galaxy Note akıllı telefonuna dair önemli detaylar taşıyor olabilir.
Cihazın iki yanına kadar uzayan kavisli yapıda bir ekran bölmesine sahip ilk tasarım, bu özelliği dışında iki tasarımla neredeyse tamamen aynı. Galaxy Note 4'ün muhtemel kasa dizaynları arasında gösterilen çizimlerdeki S Pen yuvası da bu öngörüleri doğruluyor. Ön yüzünde herhangi bir fiziksel veya kapasitif düğme bulunmayan kasanın önceki Samsung telefonlarının aksine yuvarlak hatlara sahip olması 2014'te Galaxy ürün portföyünün daha farklı tasarımlarla piyasaya sürülme ihtimalini artırıyor.
Henüz birkaç ay önce satışa çıkmış Galaxy Note 3'ün halefi hakkında şimdilik kesin verilerden bahsetmek güç. Ancak QHD (2560 x 1440 piksel) çözünürlüklü OLED ekran, 64-bit destekli Exynos 6 veya Samsung'un kendi işlemci mimarisinden gücünü alan Exynos S yonga ve 4 GB LPDDR4 sistem belleğini bünyesinde barındırması beklenen tablet telefonun önceki modellerde olduğu gibi yine yılın son çeyreğinde çıkış yapacağını söylemek mümkün.
Bu kategoride kesinlikle yılın en heyecan veren cihazı Google Glass olacak. Tam olarak Google’ın piyasaya ne getireceğini ya da fiyatının uygun olup olmayacağını bilmesek de cihazın arkasındaki düşünce bile bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Eğer cihaz tutar ve yayılırsa Android dünyasında ve giyilebilir cihazlar konusunda tüm bildiklerimizi yeniden yazılabilir. Kısacası 2014 giyilebilir cihazların yani akıllı gözlükler, bileklikler ve akıllı saatlerin yılı olacak.
2014’ün başka bir heyecan veren yanı ise çılgınca yüksek pikselli ekranlar ile tanışıyor olacak olmamız. Öyle ki her inçe 500 piksel gibi rakamlar konuşuluyor ve biz de bu arada yeni çıkacak markaların amiral gemilerinde 2K çözünürlük ile tanışmayı bekliyoruz. Şimdilik aslında Samsung’un 2015 yılında 4K çözünürlüğe geçmeyi planladığından çok bahsetmeye gerek bile yok. Bunların hepsi 4GB RAM sahip Android telefonlarda olacak ki bizde 2014 yılında bunları göreceğiz.
Kameralardaki önemli yenilikler
Akıllı telefonlar her geçen gün hızla dijital kameraların yerini almakta. Bu durum 2014 yılında Android kameralarında daha ileri gitmesi ve gelişmesi için tetikleyici nedenlerin başında. 2013 yılında akıllı telefonların sunumu ve pazarlanmasında kamera faktörünün ne kadar önemli olduğunu gördük. Artık üreticiler sadece megapiksel sayıları vererek işin içinden çıkamıyorlar çünkü tüketiciler sensor bilgisi odaklanma boyutu gibi teknik bilgileri de öğrenmek istiyor. RAW dosyalarını destekleyen, HDR ön görünümüne sahip, çift LED flashlı ve optik görüntü sabitleyiciye sahip modeller 2014 yılında sıkça karşımıza çıkacaklar.
Yeni iPhone ile Apple 64-bit işlemcilere giden yolda ilk adımı attı. Hemen ardından Samsung da 2014 yılında 64-bit işlemci kullandığı bir cihaz çıkaracağını ve hatta Qualcomm’un yanında kendi 64-bit işlemcisini de üretmeye başlayacağını duyurdu. 4 GB RAM ve 64-bit işlemci kombinasyonu 2014 yılının büyük teknoloji olaylarından olacağı benziyor tabii eğer gerçekleşirse.
2013 yılında tarayıcı sensorlarından iki örnek gördük: Apple’ın iPhone 5S için kullandığı TouchID sensoru ve HTC One Max’ta kullanılan biometrik tarayıcı. 2014 yılında tabletlerde ve akıllı telefonlarda bu tip tarayıcıları daha çok göreceğiz fakat yine de iris tarayıcısı gibi teknolojilerden henüz bahsetmek çok mümkün değil.
2014 yılında kullanımının artmasını umduğumuz ve istediğimiz bir başka teknoloji de kablosuz şarjların artması. Bunun ilk belirtilerini Nexus, Nokia Lumia ve Samsung Galaxy S4 gibi cihazlarda görmeye başladık. Beklentimiz üreticilerin bizi kablo sıkıntısından kurtaracağı ve bu tip şarj cihazlarını daha yaygın hale getirme yoluna gidecekleri doğrultusunda.
Son olarak 2014 yılında Galaxy S5, Galaxy Note 4, Nexus 5 (2014), HTC One 2, yeni bir Xperia, LG G3, Galaxy Note Pro, yeni Nexus 10 gibi ufkumuzu genişletecek cihazlarla tanışacağız. Kısacası 2014 yeni akıllı telefonlar ve tabletler tarafından bir hayli mutlu edileceğimiz bir yıl olacak. Bir diğer iyi yan ise geçtiğimiz senenin cihazlarının da fiyatları düştükçe daha çok insan kaliteli ve teknolojik cihazlara sahip olacak.
Daha kaliteli düşük maliyetli cihazlar
2014 yılında daha düşük maliyete daha kaliteli cihazlar ile karşılaşmayı umuyoruz.
2014 ile beraber daha kaliteli düşük maliyette cihazlar hayatımıza girecek ki zaten üreticiler bu tipte üretim yapmaları için gereken cesareti kullanıcılardan fazlasıyla aldılar. Bunun en açık örneği ise LG G2 ya da Xperia Z1’in neredeyse dörtte biri fiyatına gelen Moto G! Bu duruma bir de Çin’den gelen nispeten kaliteli ve çok ucuz fiyatlı cihazlar da eklenince işler bir hayli ilginç bir hal almaya başlayacak. Bunun yanında Android KitKat’ın yaygınlaşması ve bir sonra çıkacak güncelleme de 2014 yılının büyük olaylarından olacak.